Şanlıurfa’nın kurtuluş destanı yalnızca cephede verilen mücadeleyle değil, işgal kuvvetlerinin ikmal yollarını kesmeye yönelik hamlelerle de tarihe geçti. Bunlardan biri, Fransız karargâhına ulaşan suyun kesilmesi için derenin yönünün değiştirilmesi oldu.
Urfalıların planı Fransız askerlerini kısa sürede teslim olmaya zorlamaktı. Fakat karargâh çevresinde kullanılan derin bir su kuyusu, kuşatmanın beklenenden daha uzun sürmesine neden oldu.
İngilizlerin ardından Fransız kuvvetlerinin işgal ettiği Urfa’da, halkın tepkisi kısa sürede örgütlü bir direnişe dönüştü. Ali Saip Bey öncülüğündeki hazırlıkların ardından 8-9 Şubat 1920 gecesi silahlı mücadele başladı.
Fransızlar, kentte bulunan hastane binasını karargâha çevirdi. Binanın çevresine siperler kazılırken garnizonun mevcudu ilerleyen dönemde 461 er ve 12 subaya ulaştı.
Çatışmalar sırasında Fransız karargâhı ile Ermeni Mahallesi arasındaki bağlantı kesildi. Kentteki önemli noktaların kontrolünü ele geçiren Urfalılar, işgal kuvvetlerini karargâhın bulunduğu bölgede kuşatma altına aldı.
Kuşatmanın en dikkat çekici hamlelerinden biri 26 Şubat 1920’de yapıldı. Dönemin kayıtlarına göre Fransız karargâhının yanından geçen küçük derenin yatağı değiştirilerek karargâha ulaşan suyun kesilmesi hedeflendi.
Fransızlara yiyecek ulaştırılmasını engellemek için çevredeki denetim de sıkılaştırıldı. Böylece doğrudan saldırıyla ele geçirilemeyen tahkim edilmiş karargâhın açlık ve susuzluk yoluyla teslim olması amaçlandı.
Ancak Türkçe kaynaklarda “Doktor Fischer” olarak geçen İsviçreli doktorun bildiği bir kuyu, Fransızların su sıkıntısını bir süre daha aşmasını sağladı.
Kuşatma günlerini anlatan kayıtlara göre Osman Efendi’nin bahçesinde bulunan kuyuda suya ulaşabilmek için yaklaşık 40 metre derine inilmesi gerekiyordu.
Kuyudan en az 450 kişinin yanı sıra yaklaşık 30 at ve katır için su çekildi. Suyun çıkarılmasında hastane çevresindeki Süryani çalışanlar görev aldı. Her gün çok sayıda kovanın kuyudan yukarı taşındığı aktarıldı.
Bu kuyu, Fransız askerlerinin susuzluk nedeniyle kısa sürede teslim olmasını engelledi. Ancak mart ayının sonunda kuyudan çıkan su azalmaya başladı. Bunun üzerine Fransızlar, nisan ayının başında çevredeki başka bir kuyudan da yararlanmaya çalıştı.
İsviçreli doktorun eşi Gertrud Vischer-Oeri’nin tuttuğu günlük, kuyuyla ilgili yaygın anlatıya yeni bir ayrıntı ekledi.
Günlükte yer alan bilgilere göre Osman Efendi’nin bahçesindeki kuyudan ilk kez 12 Şubat akşamı su çekildi. Bu kayıt, kuyunun derenin yönünün değiştirildiği 26 Şubat’tan önce bilindiğini ve kullanılmaya başlandığını gösterdi.
Dolayısıyla kuyu, su kesildikten sonra tesadüfen bulunan bir kaynak değildi. Kuşatmanın ilk günlerinden itibaren Fransız karargâhı ve hastane çevresi için alternatif su kaynağı olarak kullanılıyordu.
Su ihtiyacı kuyularla kısmen karşılanmasına rağmen Fransız garnizonunun yiyecek sıkıntısı her geçen gün büyüdü. Kent dışından yardım alamayan askerlerin erzakları mart ayının sonuna doğru tükenme noktasına geldi.
28 Mart tarihli günlük kaydında hastaneye at ve katır eti getirildiği, Fransız askerlerinin ellerindeki hayvanları kesmeye başladığı anlatıldı. Türk kaynaklarında da nisan ayına gelindiğinde askerlerin açlık nedeniyle katırlarını keserek yediği belirtildi.
Kuyu, Fransızların susuzluktan teslim olmasını geciktirdi ancak giderek ağırlaşan açlık sorununa çözüm olmadı. Yiyecek, cephane ve hayvan yemi azaldıkça karargâhtaki koşullar dayanılmaz hâle geldi.
Türkçe kaynaklarda “İsviçreli Doktor Fischer” olarak anılan kişinin İsviçre kayıtlarındaki adı Andreas Vischer’di.
1877 yılında Basel’de doğan Vischer, 1905’ten itibaren Urfa’daki Alman Şark Misyonu Hastanesinde görev yaptı. Bir dönem şehir hastanesinin başcerrahlığını üstlenen Vischer, 1919’da yeniden Urfa’ya döndü. Fransız işgali ile Urfalıların verdiği mücadeleye eşi Gertrud ile birlikte tanıklık etti.
Açlık, susuzluk ve cephane sıkıntısının giderek ağırlaşması üzerine Fransızlar, 5 Nisan’da Urfa’yı boşaltma kararı aldı. Yapılan görüşmelerin ardından Fransız birlikleri 11 Nisan 1920’de şehirden ayrıldı.
Urfa Kuşatması’nın bu az bilinen bölümü, su ve gıda kaynaklarının savaşın sonucundaki önemini bir kez daha ortaya koydu. Urfalılar derenin yatağını değiştirerek Fransızları susuz bırakmaya çalıştı; yaklaşık 40 metrelik kuyu ise işgal kuvvetlerinin direnişini bir süre uzattı. Fakat kuyu su sağlasa da tükenen erzağın yerini dolduramadı.
Bu bağlantı sizi https://www.urfanatik.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.
