Şanlıurfa’da, gençlerin geleceği, eğitim süreçleri ve sosyal çevreleriyle ilgili ebeveynlerin rolü, şehrin gündemindeki en önemli tartışma konularından birini oluşturuyor. Dijital çağın getirdiği dönüşümler ve dış etkenler, çocuklarını olumsuzluklardan korumaya çalışan aileleri daha sıkı bir denetim mekanizması uygulamaya itiyor.
Ekonomik güçlükler, bazı gençleri erken yaşta iş hayatına sürüklerken, eğitim imkanlarına erişimdeki kısıtlamalar, belirsiz gelecek endişesi ve aile içi iletişim eksiklikleri gençleri dış tehditlere karşı daha savunmasız kılıyor. Ailelerinden yeterli desteği alamadığını veya anlaşılamadığını hisseden gençlerin yanlış arkadaşlıklar kurma ihtimali, ebeveynlerin kaygılarını derinleştiriyor.
Urfanatik kameralarına konuşan Şanlıurfalılar, “Ebeveynler çocuklarının geleceğine ne kadar karışmalı?” sorusuna yanıt ararken, nesiller arası farklılıkları, teknolojiye olan bağımlılığı ve aile denetiminin sınırlarını masaya yatırdı.
Muhammet Sancaktar, ailelerin çocuklarını zararlı çevrelerden uzak tutmak adına denetim uygulaması gerektiğini, fakat gençlerin kişisel hayallerine ve seçimlerine de saygı duyulmasının önemini vurguladı. Sancaktar, “Şanlıurfa’da bazı aileler çocuklarının ortamına yeterince müdahale etmiyor, oysa bu gerekli. Küçük yaşta yalan söyleyen ve kötü alışkanlıklar edinen çocuklar görüyoruz. Ancak, çocuklar yanlış bir yola sapmadıkça, ebeveynler onların geleceğine aşırı müdahale etmemeli. Çocuğun eğitimi, giyim tarzı, üniversite seçimi veya özel hayatı gibi konularda, kendi ayakları üzerinde durana kadar aşırı karışılmamalı. Aileler genellikle çocuklarının iyiliğini ister, bu yüzden onların geleceklerine, hayallerine ve görmek istedikleri yerlere saygı duymalı ve desteklemelidir. Aile desteği olmadan bir çocuk her zaman eksik kalır. Benim ailem her zaman haklıdır çünkü onlar benim kötülüğümü istemezler,” şeklinde görüşlerini dile getirdi.
Yakup Özdemir ise, günümüzdeki teknoloji bağımlılığı ve olumsuz arkadaş çevreleri yüzünden çocukları korumanın geçmişe kıyasla çok daha çetin bir mücadeleye dönüştüğünü ifade etti. Özdemir, “Mevcut teknolojik ortamlar ve sosyal gruplar, genç nesli olumsuz etkiliyor; biz de evlatlarımızı koruma çabasındayız. Çok küçük yaşlarda kötü alışkanlıklar edinip ailesinden gizleyen çocuklar mevcut. Bu durum kısmen ekonomik koşullara, kısmen de aile yapısına bağlı. Bir baba olarak çocuklarımın iyiliğini düşünürüm; gelecekte hangi eğitimi almak isterlerse destekçileriyim. Onlara her zaman sevgi ve saygıyı aşılarım. Eğer ben bunları yapmazsam, çocuğum sevgi ve saygıyı öğrenemez, yanlış yollara sapar ve zararlı alışkanlıklar edinir. Eskiden durum farklıydı; 15 yaşına kadar müdahale yeterli olurdu, sonrasında düzgün bir birey olarak hayatına devam ederdi. Ancak şimdi, 25 yaşına kadar çabalasak bile, gençler kendi yanlış bildikleri yollara yönelebiliyorlar. Teknolojiye bağımlı hale gelen bazı gençler ne okumak ne de çalışmak istiyor. Onlar için en iyi geleceği arzu etmemize rağmen, sanki kötülüklerini istiyormuşuz gibi algılayan pek çok gençle karşılaşıyoruz,” diye konuştu.
Ahmet Can Karasangur, bölgedeki ailelerin çocuklarının eğitimi için büyük özverilerde bulunduğunu ve ebeveynlerin rehberliğinin tamamen gençlerin refahı için olduğunu belirtti. Karasangur, “Güneydoğu’da pek çok aile, çocuklarının eğitim görmesi için elinden gelenin fazlasını yapıyor; ancak bazı gençler yanlış yollara saparak bu emekleri boşa çıkarıyor. Hatta okullarda yaşanan şiddet olayları yüzünden çocuklarını okula göndermekte tereddüt eden aileler bile mevcut. Bazı gençler ise ekonomik koşullar nedeniyle erken yaşta çalışmak zorunda kalıyor ve ailesinin geçimi için mücadele ediyor. Kanaatimce, ailelerin çocuklar üzerindeki tek baskısı, onlara parlak bir gelecek sunma arzusudur,” şeklinde konuştu.
Eyüp Kasım Dağtekin ise, gençler arasında kolay yoldan para kazanma isteğinin, internet bağımlılığının ve zararlı alışkanlıkların yaygınlaştığını belirterek, ailelerin bu konuda kesinlikle tedbir alması gerektiğini vurguladı. Dağtekin, “Aileler gençlerin geleceğine müdahale etmeli; çünkü aksi halde kötü yollara sapmaları kaçınılmaz olabilir. Okullardaki şiddet olaylarını ve zararlı alışkanlıkları gözlemliyoruz. Çocukların saygılı bireyler olarak yetişmesi için ailelerin yönlendirmesi şarttır. Bir anne ve baba, evladına her konuda elinden gelen desteği sağlamalıdır. Günümüz neslinde okumak istemeyen, aile zoruyla okula giden gençler var. Birçoğu kolay para kazanma hevesinde; internet bağımlılığıyla birlikte kötü alışkanlıklar da yükselişte. Bu sebeplerle ailelerin çocuklarının geleceğine kesinlikle müdahale etmesi gerekmektedir,” diyerek sözlerini noktaladı.