Şanlıurfa’da kervanlarla birlikte kaybolan meslek: Havutçuluğun unutulan hikâyesi

Şanlıurfa’da tarım ürünlerinin deve kervanlarıyla taşındığı dönemlerde, yüklerin hayvanların sırtına yerleştirilmesini sağlayan özel bir donanım kullanılıyordu. Havut adı verilen bu donanımı hazırlayan ustalar, havutçu olarak tanınıyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığının Şanlıurfa el sanatları arşivine göre motorlu araçların yaygınlaşmasıyla önemini kaybeden havutçuluk, zamanla ortadan kalkan geleneksel mesleklerden biri oldu.

Develerin yanı sıra at ve merkepler için de farklı yük donanımları hazırlanıyordu. Bu hayvanların sırtına yerleştirilen semerlere ‘palan’, bunları yapan ustalara ise ‘çulcu’ veya ‘palancı’ deniliyordu.

Geçmişte Şanlıurfa’da tarım ürünlerinin taşınmasında develerden yararlanılıyordu. Tarlalarda biçilen buğday sapları, ‘şelte’ adı verilen bağlar halinde havutların üzerine yerleştirilerek harman yerine götürülüyordu.

Merkepler de günlük taşımacılıkta önemli bir yere sahipti. Şehre yakın taş ocaklarından çıkarılan yapı taşları bu hayvanlarla taşınıyordu. İnşaatlarda kullanılan kumlar ise ‘sırga’ adı verilen, iki yanında geniş cepleri bulunan yük örtülerine dolduruluyordu.

Kültür ve Turizm Bakanlığının arşivinde, havutçuluğun ortadan kalkmasında ulaşım koşullarındaki değişimin etkili olduğu anlatılıyor. Motorlu taşıtların yaygınlaşması ve taş ocaklarına yollar yapılmasıyla yük hayvanlarına duyulan ihtiyaç azaldı.

Hayvanlarla yapılan taşımacılığın gerilemesi, havut ve palan gibi geleneksel donanımların üretimini de etkiledi. Bakanlık kaydı, havutçuluğu kaybolan meslekler arasında gösteriyor.

Şanlıurfa’da çulculuğun geçmişteki merkezlerinden biri, Mevlevihâne’nin doğusunda bulunan Çulcu Pazarı’ydı. Bakanlığın tarihsel anlatımına göre burada 25-30 dükkân bulunuyordu. Esnaf daha sonra Kürkçü Pazarı’na taşındı.

Aynı arşivde, çulculuğun yayının hazırlandığı dönemde 3-5 dükkânda sürdürüldüğü belirtiliyor. Ancak kaydın yayın tarihi bulunmadığından bu sayı günümüzdeki dükkân sayısını göstermiyor.

Palan yapımında önce hayvanın sırtına uygun ölçülerde keçe ve çul kesiliyordu. Parçalar kıl ip ve iri çuvaldız kullanılarak dikiliyor, içlerine ‘puş’ denilen uzun buğday sapları dolduruluyordu.

Hazırlanan palanın dış yüzeyi kilim, cicim veya ‘palas’ adı verilen dokumalarla kaplanıyordu. Böylece hayvanların yük taşımasında kullanılan donanım tamamlanıyordu.

Bakanlığın kültürel miras kaydında Havut Müslüm, Nuri Gözel, Bedir Ağdaş, Mustafa Karadaş, Halil Şirpak ve Nakşi Usta, geçmiş dönem ustaları arasında anılıyor. Ahmet Karadaş, Mehmet Parmaksız ve Nabi Temel’in adları da arşivde mesleği sürdüren ustalar arasında yer alıyor.

Bu bağlantı sizi https://www.urfanatik.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.

Kaynak: https://www.urfanatik.com/sanliurfada-kervanlarla-birlikte-kaybolan-meslek-havutculugun-unutulan-hikayesi

Exit mobile version