Şanlıurfa’nın Saklı Tarihi: Kızlar Sarayı’nda 4. Yüzyıla Uzanan İzler

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Binekli Köyü yakınlarında bulunan Kızlar Sarayı, mimari yapısı ve çevresindeki tarihi kalıntılarla bölgenin önemli kültürel miras alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Doğal kayaların oyulmasıyla oluşturulan yapılar, kaya mezarları, manastır kalıntıları, sarnıçlar ve Süryanice yazıtlar, yerleşimin geçmişine ışık tutuyor.

Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen Kızlar Sarayı’nın geçmişinin milattan sonra 4. yüzyıla kadar uzandığı değerlendiriliyor. Tarihi alan, hem kaya mimarisi hem de çevresinde bulunan diğer kalıntılar nedeniyle arkeolojik açıdan önem taşıyor.

Kasr-ul Benat olarak da adlandırılan Kızlar Sarayı’nda bilinen ilk incelemeler, 1905 yılında İngiliz arkeolog Gertrude Bell tarafından gerçekleştirildi. Bell, bölgede bulunan anıtsal yapıları fotoğraflayarak kayıt altına aldı.

O dönemde fotoğraflanan bazı yapıların günümüze ulaşmadığı belirtilirken, geçmişte gerçekleştirilen araştırma ve kazılarda hangi eserlerin ortaya çıkarıldığına ve bunların akıbetine ilişkin bilgilerin sınırlı olduğu ifade ediliyor.

Bölgede doğal oluşumların yanı sıra insan eliyle şekillendirilmiş 30’dan fazla mağara, farklı büyüklüklerde manastır kalıntıları, hamamlar, gizli geçitler ve halen kullanılan sarnıçlar bulunduğu aktarılıyor.

Güney yönündeki giriş açıklığından ulaşılan dikdörtgen planlı holün doğu, batı ve kuzey cephelerinde birer oda bulunuyor. Holün yaklaşık 8,94 metre uzunluğunda, 2,88 metre genişliğinde ve ölçülebilen bölümünde 2,20 metre tavan yüksekliğinde olduğu belirtiliyor.

Doğu ve batı yönündeki odalar, kemerlerle giriş holünden ayrılıyor. Her iki odanın da yaklaşık 7,80 metre uzunluğunda olduğu kaydedilirken, kuzeyde bulunan üçüncü oda ise farklı ölçüleriyle dikkat çekiyor.

Kızlar Sarayı 2 No’lu Kaya Konut’un batı bölümündeki bir açıklıkta kaya mezarı bulunduğu bildiriliyor. Açıklıktan görülebildiği kadarıyla mezar odasının batı cephesinde üç adet arcosolium, yani kemerli mezar nişi yer alıyor.

Kayaya işlenmiş yazıtlardan birinde yer alan ve “Saba kaş (işa) (ke) far khulda” şeklinde aktarılan ifadenin, “Kefar Khulda köyünün papazı” anlamına geldiği belirtiliyor. Bu yorumdan hareketle yerleşimin eski adının “Kefar Khulda”, Türkçe karşılığının ise “Köstebek köyü” olduğu ifade ediliyor.

Bu bağlantı sizi https://www.urfanatik.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.

Kaynak: https://www.urfanatik.com/sanliurfanin-sakli-tarihi-kizlar-sarayinda-4-yuzyila-uzanan-izler

Exit mobile version