Şanlıurfa, köklü ve zengin kültürel mirasıyla öne çıkan bir şehirdir. Bu mirasın en değerli parçalarından biri de, sadece ezgileriyle değil, aynı zamanda taşıdığı derin hikayelerle de dinleyicileri etkileyen türküleridir. Yöresel anlatıların başında gelen ve dilden dile dolaşan “Köyün Develeri Çekilir Dağa” türküsü, bir genç ile aşiret reisinin kızının zamana meydan okuyan aşkını ve bu destansı sevdanın nasıl bir ezgiye dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Rivayetlere göre, develeriyle ünlü, güçlü bir aşiretin güzelliğiyle dillere destan bir kızı vardı. Bir gün bu obaya, kimsesiz olduğunu söyleyen genç bir delikanlı misafir oldu. Yaklaşık iki-üç ay boyunca aşiretin kahvecisinin yanında kalarak obanın günlük işlerine yardım eden genç, kısa sürede obanın bir parçası haline geldi.
Bu süre zarfında aşiret reisinin kızıyla yolları kesişen genç, ona derin bir sevdayla bağlandı. Ancak bu tutkulu hislerini kimseye açamadı, içinde sakladı. Aşiret ailesi yaz mevsimiyle birlikte yaylaya göç ederken, genci köyde bırakmak zorunda kaldılar. Sevdiğinden ayrı düşen genç, yüreğindeki özlemi ve köydeki yalnızlığını dile getirmek için içten bir türkü yakmaya başladı. Bu türkü, onun sevdalısına duyduğu hasreti ve çektiği çileyi anlatıyordu.
Gencin yaktığı bu hüzünlü türkü, yöre halkının hafızasına kazınmış, dilden dile dolaşarak günümüze kadar ulaşmıştır.
Aşiret reisi köye döndüğünde, gencin söylediği bu dokunaklı türküyü duydu ve dizelerin ardındaki büyük aşk hikayesini öğrendi. Gencin aslında tanınmış ve köklü bir aşiret beyinin oğlu olduğunu öğrenince, genç adamın ailesine haber gönderdi. Kısa süre sonra genç adamın babası obaya gelerek aşiret reisinin kızını oğluna istedi. İki ailenin de rızası ve anlaşmasıyla gençler evlendi ve bu büyük sevda, mutlu bir sona ulaştı. Şanlıurfa’nın kültürel zenginliğini yansıtan bu eşsiz aşk hikayesi, “Köyün Develeri” türküsüyle ölümsüzleşerek nesiller boyu anlatılmaya devam etmektedir.
Kaynak: https://www.urfanatik.com/sanliurfanin-koyun-develeri-turkusunun-huzunlu-hikayesi
